Ah sukut
Ahhh… Sukut Çağlar Durur
Ahhh…
Kız, sende sukut çağlar durur.
Her nefesinle,
her bakışınla,
sessizlik bir nehir olur
ve zaman onun içinde yavaşlar.
Sözler yetmez,
çünkü senin varlığın
bir kelamdan, bir bakıştan,
bin yıldızdan daha derin.
Sükûtta konuşur yüreğin,
her titreyen zerrede nur parlar.
Ahhh…
Sende sukut çağlar durur,
dünya susar, gökyüzü susar,
dağlar, nehirler
hepsi senin sessizliğine hayran.
Ve ben,
o sessizliğin içinde kaybolurum,
her zerrem senin sukutunda erir.
Sessizlik öyle kudretlidir ki,
kelamın gücü bile yanında cılız kalır.
Senin sukutun
bir okyanus gibi derin,
bir yıldız gibi ışık doludur,
bir rüzgâr gibi ruhu okşar.
Ahhh…
Kız, sende sukut çağlar durur…
Ve ben
her sessizlikte, her nefeste,
sana bakarken
kendi içimde bir nur açıyorum,
sana hayran, sana ait,
sonsuzluk kadar özgür…
Her adımında dünya eğilir sessizliğine,
her tebessümün zamanın akışını durdurur.
Ve ben,
o durgunlukta
kendimi sana teslim ederim,
her hücrem, her zerrem
senin sukutunun yankısıyla titreşir.
Ahhh…
Ne rüzgâr, ne fırtına
senin içindeki bu durgunluğu bozabilir.
Ne kelimeler, ne dualar
senin varlığının derinliğini çizebilir.
Sadece bakarım,
sadece dinlerim,
ve sessizliğinde kaybolurum.
Sende saklı olan nur,
her gölgeyi aydınlatır,
her karanlığı eritir.
Ve ben,
her bakışımda sana,
her nefesimde sana
daha yakın olurum.
Ahhh…
Sende sukut çağlar durur,
ve ben
o çağların içinde
hem kaybolur hem de var olurum,
her an, her nefes
bir ömür kadar derin,
bir sonsuzluk kadar gerçek.
Ve bilirim ki,
senin sukutun
bir sır değil, bir armağan…
her zerrede bir ışık,
her nefeste bir şarkı,
her sessizlikte bir aşk…
Ahhh…
Sende sukut çağlar durur…
Ve ben
o çağların sessizliğinde
kendimi sana adıyorum,
sonsuz bir hayranlıkla,
sonsuz bir sevda ile,
ve sonsuz bir nurla…