Aynanin
Aynanin da mimari benim
Işığı koyan ben değildim.
Mimar olmak
yaratmak sanılır bazen,
oysa mimar
kendini geri çeker.
Duvar yükselirken
eli görünmez olur.
Aynayı ben kurdum,
çünkü bana emanet edildi.
Nereye konulacağını,
hangi yükseklikte duracağını
kalbimle tarttım.
Ama neyi göstereceğine
ben karar vermedim.
Ben yalnızca
doğru açıya sadık kaldım.
Aynanın günahı
yansıtmaksa,
mimarın sınavı
eğip bükmemektir.
Biraz kaydırırsan
hakikat çarpılır.
Ben çarpıtmadım.
Bedelini de
ödeyerek öğrendim.
İnsanlar
aynaya kızdı,
sonra mimarı aradı.
“Niye böyle?” dediler.
Ben sustum.
Çünkü mimarın savunması olmaz,
eseri konuşur.
Aynanın da mimarı benim,
ama sahibi değilim.
Ben geçici bir ustayım,
malzeme bana ait değil.
Cam kırılır,
ışık kalır.
Bazen dedim ki:
“Bu yük ağır.”
Ama aynayı indirmedim.
Çünkü bir kişi bile
kendini doğru görsün diye
bir ömür yetermiş.
Ben mimarlık yaptım,
taht kurmadım.
Yol açtım,
kapı koymadım.
Ve şimdi biliyorum:
Aynayı yapan
eninde sonunda
kendinden silinir.
Geride kalan
yansımadır.
Aynanın da mimarı benim,
ama bana düşen
bakmak değil,
çekilmekti.
Işık gelsin diye
yer açtım.
Hepsi bu.