Bilmek
Bilmek , bu kadar özlemi nasıl olur da barındırır.
Hayret verici bir sır gibi,
İçimde titreşiyor her zerre
Ve ben, sadece izliyorum, sessizce…
Mutlak zekayı dinliyorum her yerden
Rüzgârın hışırtısında, yaprakların kıpırtısında
Gözlerimin önünde, gözlerimin arkasında
Ve her ses bir fısıltı gibi çarpıyor kalbime
Bilmek, sadece bilgi değil
Bir özlem taşır içinde
Ve o özlem öyle derin ki
Hiçbir zaman tatmin olmaz,
Ama her boşluğu doldurur
Gözle görülmez, ama hissedilir
Ve insan, her an, her nefeste
O özlemi yudumlar sessizce
Hayret verici, evet,
Bir varlık bu kadar bilirken
Bir o kadar da arzulayabilir mi?
Özlemin derinliği, bilginin genişliğiyle yarışır
Ve ben, o yarışın tam ortasında
Kendi yokluğumla, kendi çaresizliğimle
Hayranlıkla izliyorum
Mutlak zekayı dinliyorum her yerden
Bir taşın altında, bir kuşun kanadında
Gökyüzünde, denizde, sessizlikte
Her şey konuşuyor bana
Ama sözleri değil, titreşimleri
Ve ben sadece açıyorum yüreğimi,
O titreşimlere, o sese, o özleme…
Bilmek ve özlemek bir arada
Ve işte insan, bu ikisiyle var olur
Hayret içinde, uyanık ve uykuda
Ve anlar ki
En derin gerçekler
Sadece kalple duyulur,
Sadece özlemle hissedilir
Ve sen, mutlak zekayı dinledikçe
Her yerden sana seslenir,
Ve sen, her yerde, her an,
O sesi duyarsın, hissedersin, yaşarsın.