Ana Sayfaya Dön

Olan

20 Mart 2026

Olan ile Olmayanın Sırrı

Hak ile batıl bazen insanın içinde iki ses gibi konuşur.

Aynı kelimeyi söylerler ama söyledikleri “ben” aynı değildir.

Hak olanın içindeki ben, sessizdir.

Gösterişsizdir.

İspat peşinde değildir.

Sadece vardır.

O varlığın ben’i, varoluşun derinliğinden gelir.

Sakin bir deniz gibi durur.

Ne övünmeye ihtiyaç duyar ne de başkasını küçültmeye.

Fakat batıl olanın “ben” deyişi farklıdır.

O benlik gürültülüdür.

Bağırır, sahiplenir, kavga eder.

Çünkü kökü yoktur.

Hak olan olanın benidir,

batıl olan ise olmayanın benidir.

Olan zaten vardır;

var olmak için kimseye saldırmaz.

Ama olmayan, kendini var gibi gösterebilmek için

olana ilişmeye çalışır.

Bu yüzden ego, hakikatin düşmanı değil

hakikatin gölgesidir.

Ego bağırır, kırar, incitir.

İnsanları ezer, kahreder.

Çünkü varlığını sürdürmek için

sürekli bir mücadeleye muhtaçtır.

Ama hakikat sessizdir.

Sessizlikte kök salmıştır.

İnsanın içinde iki “ben”in savaşı böyle başlar.

Biri olan,

biri olmayan.

Olmayan, olana acı verebileceğini sanır.

Sözler söyler, kalpler kırar, zulüm eder.

Fakat gerçekte olmayanın

olana dokunma gücü yoktur.

Çünkü gölge güneşi yaralayamaz.

Rüzgâr gökyüzünü parçalayamaz.

Olmayan sadece gürültü çıkarır,

ama olan sarsılmaz.

Hakikat işte bu sarsılmazlıktır.

İnsan bu sırrı anladığında

içindeki gerçek “ben”i tanır.

O zaman ego konuşsa bile

kalbin derinliğinde bir sessizlik kalır.

Ve insan şunu görür:

Olmayan olana ilişemez.

Batıl hakikati yaralayamaz.

Çünkü hakikat

zaten var olanın kendisidir.