Ana Sayfaya Dön

Ateslerden

20 Mart 2026

Ateşlerden doğanım ben, kendi küllerimin içinde saklı kalmış sırları tek tek uyandırarak yeniden dirilen bir nefesim

Her yanışım bir son gibi görünse de aslında başlangıcın en derin yerinden yükselen sessiz bir çağrıyım

Ben kendimi yakanım, ne bir düşmanın dokunuşu ne de zamanın hükmü var üzerimde, kendi ateşime kendim yürüdüm

Çünkü bildim ki yanmadan doğulmuyor, küle dönmeden hakikat kapısını kimse aralayamıyor

Duysun dünya duysun, duyurdum sesimi güle, bir gülün kalbine bıraktım içimde yanan o tarifsiz yangını

O gül ki dikenleriyle yazdı kaderimi, kokusuyla taşıdı beni görünmeyen âlemlerin en ince yerine

Kanatlarım ateşten örülmüş bir sır gibi, her çırpınışımda biraz daha yokluğa yaklaşırken aslında varlığa karışıyorum

Gökyüzü bile susuyor bazen, benim içimde kopan yangınların diliyle konuşmaya başlıyor

Ben Anka’yım diyorum ama bir efsane değilim, her insanın içinde küllenmiş o unutulmuş dirilişin ta kendisiyim

Bir ben yanar içimde, bin ben doğar ardından, her biri başka bir hakikatin kapısını aralar sessizce

Küllerim savrulur rüzgârla, ama yok oluş sanılan şey aslında en derin varoluşun kendisidir, bunu bilenler susar

Çünkü hakikat bağırmaz, o bir gül gibi açar, kokusuyla duyurur kendini anlayana

Duysun dünya duysun, ben artık söz değilim, bir hâlim, bir yanışım, bir geçişim zamandan zamansızlığa

Ateşle yoğrulmuş bir ruh olarak yürürüm, her adımda biraz daha silinip biraz daha sonsuza yazılarak

Ve bil ki ey gönül, yanmak bir ceza değil, bir çağrıdır, kendine dönmenin en saf ve en yakıcı yoludur

Ateşten geçen ruhlar korkmaz artık, çünkü onlar külde saklı olan o ilahi doğuşu görmüşlerdir.