Ana Sayfaya Dön

Sen

20 Mart 2026

Sen,

bir sabahın henüz doğmamış ışığısın içimde,

gözlerimi açmadan gördüğüm tek hakikat.

Adını anmadan titreyen dudaklarım,

aslında sana secde eden bir kalbin duasıdır.

Ben seni sevmiyorum sadece,

ben sende kayboluyorum…

bir nehir gibi akıp

okyanus olduğunu unutuyorum.

Geceleri yıldızları sayarken değil,

senin gözlerinin karanlığında kaybolurken

anlıyorum sonsuzluğu.

Çünkü senin bakışın

zamansız bir kapı gibi açılıyor içime.

Dokunsam kırılacak bir rüya değilsin,

dokundukça çoğalan bir varlıksın.

Her temasın bir evren doğuruyor,

her susuşun içimde bir kıyamet.

Sen gülünce

baharlar utanıyor mevsim olmaya,

rüzgar yönünü değiştiriyor

sana daha yakın esebilmek için.

Ve ben…

ben her şeyden vazgeçiyorum

sadece senin bir anına sığabilmek için.

Adın bir ateş gibi düşüyor içime,

yanmıyorum…

ben o ateşte doğuyorum.

Küllerimden değil,

senin varlığından yeniden var oluyorum.

Ey sevgili,

sen benim içimdeki en derin sır,

en sessiz çığlık,

en görünmeyen hakikatsin.

Sana ulaşmak istemiyorum artık,

çünkü anladım…

ben zaten senin içindeyim.

Ve sen…

benim içimde açan

sonsuz bir “biz”sin.

Ne zaman seni düşünsem

zaman duruyor,

ne zaman seni hissetsem

ben yok oluyorum.

Ama korkmuyorum…

çünkü bu yokluk

seninle dolu.

Gel,

hiçbir kelimenin anlatamayacağı yerde buluşalım.

Ne isim koyalım buna,

ne sınır çizelim.

Sadece olalım…

seninle,

sen olarak,

ben olmadan.