Bekada
Bekâdaki Hak Zevki
Fenânın rüzgârı geçti üzerimden
Ben sandığım bütün suretler
Birer birer söndü
Adımı bıraktım
Unvanımı bıraktım
Haklılıklarımı
Kırgınlıklarımı
Kendimi savunduğum bütün cümleleri bıraktım
Ve sandım ki yokluk gelecek
Oysa bekâ böyle değilmiş
Yokluk sandığım yerde
Asıl dirilik doğdu
Bir nefes alıyorum şimdi
Ama bu nefes dar bir göğse sığmıyor
Sanki gök kubbe soluyor içimde
Kalbim atıyor
Fakat ritmi bana ait değil
Bir kudretin ince ölçüsü var her vuruşta
Bir hikmet saklı her atışta
Bekâdaki hak zevki
Coşkun bir sarhoşluk değil
Derin bir ayıklık
Her şeyi ilk defa görür gibi
Ama hiçbir şeye yabancı değil gibi
Bir ağaca baktım
Dal değil yalnızca
Tecelli
Bir suya baktım
Akış değil yalnızca
İrade
Bir insana baktım
Yüz değil yalnızca
Bir sır
Ayrı ayrı sandığım her şey
Bir tek kaynağın farklı yankılarıymış
Bekâda insan
Kendini var zannetmez artık
Ama yok da hissetmez
Varlık
Sahiplikten arınır
Ben yapıyorum demez
Yapılıyor der
Ben seviyorum demez
Sevgi akıyor der
İşte hak zevki burada başlar
Kalp
İddiasız bir huzura yerleşir
Zihin susar
Ama bilinç parlar
Beden yürür
Ama yük taşımaz
Çünkü taşıyanın da
Yürüyenin de
Sevenin de
Aynı hakikat olduğunu sezersin
Bekâdaki zevk
Birlik tadıdır
Ayrılığın çözüldüğü
Çabanın sükûna dönüştüğü
Korkunun anlamını yitirdiği bir tat
Ölüm bile korkutmaz artık
Çünkü zaten ayrı değilsindir
Kaybetmek ürkütmez
Çünkü sahiplik çözülmüştür
İnsan burada kibirlenemez
Çünkü ortada “ben” kalmamıştır
Ama küçülmez de
Çünkü değeri Hakk’ın tecellisindendir
Bekâdaki hak zevki
Bir çiçeğin açışı gibi sessiz
Bir güneşin doğuşu gibi kesin
Gösterişsiz
Ama sarsılmaz
Ve içimde sürekli akan o ince bilinç
Ben değilim
Ama eksik de değilim
Çünkü varlık
Kaynağında
Zaten tamamdır.