Ana Sayfaya Dön

Divan

3 Mart 2026

Divan-ı Kebir ya da Divan-ı Şems VI. Cilt

Şaşılacak bir servisin; şaşılacak bir Ay; şaşılacak bir yakut, şaşılacak bir mer-

can. Şaşılacak bir bedensin, şaşılacak bir akıl; şaşılacak bir aşksın, şaşılacak bir can.

Maşallah, sen geldin mi, ikilik kalkar-gider; sarhoşlukla, delilikle tasarruflar,

tedbirler dökülür gider, yok olur.

Aşk, mescide girdi, a irşad eden hoca dedi; varlık bağını kopar, ne diye namaz ye-

rine bağlanır-kalırsın?

Kılıcımın açacağı yaradan ürkme, yüreğin oynamasın, boynunu koy yere, koy

eğer bilgi sahibi oluştan, görüş sahibi olmayı diliyorsan, o yola düşeceksen.

Dünya sana, ne diye benim lalam oldun, padişah oğlusun sen, benim lalalığa

layık olan der durur.

Müslümanlar, Müslümanlar, yağmacı bir Türk’üm var; yalnız başına arslan-

ların bile safını yarmada.

Delinin zincir gevelemekten başka çaresi yok; sen de zincir geveliyorsan helal

olsun sana, helal olsun.

Aşk uçuşuna dünya dar geliyorsa yakınlık Kaf dağına uç: Zümrüdüankasın.

Adını Türk taktım ya, aşkın ağzı gülüp duruyor: Zaten şu sözü de o üfürdü ya;

çünkü biz ney’iz o neyzen.

Ne mutlu akıl dişi çıkan çocuğa; bu dadıdan da kurtulur, sütünden de, o sütün

verdiği mide fesadından da.

Yokluk elbisesini kendiliğinden giymiştir o; zekatını da kendi yakutundan ver-

miştir o.

Yüzünü kıbleye çevirmemiş görüyorsan, namaz kıldığı yer, Kabe’nin içinde-

dir.

Zarcağızını Tebrizli Şemseddin’e karşı eğri oynamazsan santraç padişahısın.

Biz, kayıtsız-şartsız yokluk aleminde, varımızı-yoğumuzu oynamış, yutul-

muşuz; bu bakımdan şiir düzmekten, kitap yazmaktan başka bir bilgisizlik bilmiyo-

uz.

Sen sus da iki dünyayı da söze getir; çünkü evvelden de söylemeden

sözdük biz.

Kınama yok, sen sarhoş ettin beni; apaçık ortaya çıkarsam, insafsızlık edersem

darılma.

Boğazını yırtma; yarım ağızla bir çağır onu; ağzını incilerle, mercanlarla doldu-

rur senin.

Sofra yaymak, Tanrı’nın adetidir; sus bu kereme son yoktur ki.

Bütün sarhoşlar, sarhoşların kan süzgecinden süzülen gönül kanıyla yazdılar bu

gazeli.

Tebrizli Şems’e kul olmayanı adam sayma, at dışarıya.

Dünyanın her parçasını seyret; hepsi de geçip gitmede; bil ki her şey, bir yolcu-

luktan gelmiş.

Yumurta kuştan boş kaldı ama dünya yumurtasından çıktın, uçtun sen.

Ağzını yum; çünkü burada tozdan atlıyı fark edecek bir tek göz yok.

A Tebrizli Şems, doğ doğudan; çünkü her ışığın aslının aslına asılsın sen.

Sözümüzü bitirdik; Allah daha da iyi bilir; zaten aşkta arık olmam da suçtur.