Divan
Divan-ı Kebir ya da Divan-ı Şems VI. Cilt
Şaşılacak bir servisin; şaşılacak bir Ay; şaşılacak bir yakut, şaşılacak bir mer-
can. Şaşılacak bir bedensin, şaşılacak bir akıl; şaşılacak bir aşksın, şaşılacak bir can.
Maşallah, sen geldin mi, ikilik kalkar-gider; sarhoşlukla, delilikle tasarruflar,
tedbirler dökülür gider, yok olur.
Aşk, mescide girdi, a irşad eden hoca dedi; varlık bağını kopar, ne diye namaz ye-
rine bağlanır-kalırsın?
Kılıcımın açacağı yaradan ürkme, yüreğin oynamasın, boynunu koy yere, koy
eğer bilgi sahibi oluştan, görüş sahibi olmayı diliyorsan, o yola düşeceksen.
Dünya sana, ne diye benim lalam oldun, padişah oğlusun sen, benim lalalığa
layık olan der durur.
Müslümanlar, Müslümanlar, yağmacı bir Türk’üm var; yalnız başına arslan-
ların bile safını yarmada.
Delinin zincir gevelemekten başka çaresi yok; sen de zincir geveliyorsan helal
olsun sana, helal olsun.
Aşk uçuşuna dünya dar geliyorsa yakınlık Kaf dağına uç: Zümrüdüankasın.
Adını Türk taktım ya, aşkın ağzı gülüp duruyor: Zaten şu sözü de o üfürdü ya;
çünkü biz ney’iz o neyzen.
Ne mutlu akıl dişi çıkan çocuğa; bu dadıdan da kurtulur, sütünden de, o sütün
verdiği mide fesadından da.
Yokluk elbisesini kendiliğinden giymiştir o; zekatını da kendi yakutundan ver-
miştir o.
Yüzünü kıbleye çevirmemiş görüyorsan, namaz kıldığı yer, Kabe’nin içinde-
dir.
Zarcağızını Tebrizli Şemseddin’e karşı eğri oynamazsan santraç padişahısın.
Biz, kayıtsız-şartsız yokluk aleminde, varımızı-yoğumuzu oynamış, yutul-
muşuz; bu bakımdan şiir düzmekten, kitap yazmaktan başka bir bilgisizlik bilmiyo-
uz.
Sen sus da iki dünyayı da söze getir; çünkü evvelden de söylemeden
sözdük biz.
Kınama yok, sen sarhoş ettin beni; apaçık ortaya çıkarsam, insafsızlık edersem
darılma.
Boğazını yırtma; yarım ağızla bir çağır onu; ağzını incilerle, mercanlarla doldu-
rur senin.
Sofra yaymak, Tanrı’nın adetidir; sus bu kereme son yoktur ki.
Bütün sarhoşlar, sarhoşların kan süzgecinden süzülen gönül kanıyla yazdılar bu
gazeli.
Tebrizli Şems’e kul olmayanı adam sayma, at dışarıya.
Dünyanın her parçasını seyret; hepsi de geçip gitmede; bil ki her şey, bir yolcu-
luktan gelmiş.
Yumurta kuştan boş kaldı ama dünya yumurtasından çıktın, uçtun sen.
Ağzını yum; çünkü burada tozdan atlıyı fark edecek bir tek göz yok.
A Tebrizli Şems, doğ doğudan; çünkü her ışığın aslının aslına asılsın sen.
Sözümüzü bitirdik; Allah daha da iyi bilir; zaten aşkta arık olmam da suçtur.