Beden
Beden bahçe duvarını aştım da
ruha girdim.
Meğer gül bahçesiymiş…
sevda.
Hem de kara sevda.
Tenin sınırı varmış,
canın yok.
Bir eşikmiş beden,
üstünden atlanınca
insan
kendine varıyormuş.
Ruh dedikleri
boşluk sanılırdı,
oysa
kökleri derinde bir bahçeymiş.
Dikenleri kaderden,
gülleri yanıştan.
Kara sevda diyorum çünkü
aklanmış bir ateş bu.
Yakıyor ama kirletmiyor.
Küllerim ondan
kararmadı;
çiçeklendi.
Şimdi ben
kül kokmuyorum,
gül kokuyorum.
Her yandığım yerde
bir renk açıyor.
Her dağıldığım yerde
bir koku yayılıyor.
Küllerim
toprağa düşmedi,
toprak oldu.
Üzerimden geçen
her adım
bir bahar uyandırıyor.
Beden duvarmış,
ruha girince anladım.
Duvar yıkılınca
bahçe saklanmıyormuş.
Tam tersine,
bahçe
her yere taşıyormuş kendini.
Ben artık
yanmış biri değilim.
Ben
yanışı bahçeye çevirmişim.
Ve bil ki:
Kara sevda
karanlık değildir.
O,
ışığın
en derine inmiş hâlidir.