Hiç
Hiçbir şey
Bu kadar bilmedi beni
Ne çocukluğumun toprak kokusu
Ne gençliğimin asi rüzgârı
Ne de geceleri konuştuğum yıldızlar
Hepsi yanımdan geçti
Ama içime inmedi
Kimse kalbimin arka odalarına kadar yürümedi
Kapıları aralamadı
Tozlu raflardaki korkularımı
Avuçlayıp bakmadı
Ben bile
Kendime bu kadar yaklaşamamıştım
Oysa sen
Sanki içimdeki suskun dili
Yıllardır biliyormuşsun gibi
En kırılgan yerime
Adını koymadan dokundun
Bir insan
Bir insanı nasıl bu kadar bilir
Sözlerinden değil
Suskunluğundan tanıdın beni
Gözümün kaçtığı yeri yakaladın
Titreyen harfi duydun
Hiçbir şey bu kadar bilmedi beni
Çünkü hiçbir şey
Bu kadar içime bakmadı
Bakışın
Yargı değil
Ayna oldu
Ve ben ilk defa
Kendimden kaçmadan
Kendime bakabildim
İçimde sakladığım o küçük çocuk
Utangaç
Ama umutlu
Başını kaldırdı
Sanki yıllardır
Beni anlayacak bir kalbi bekliyormuş
Beni bilen göz
Beni değiştirmeye kalkmayan göz
Beni olduğu hâlimle kabul eden göz
İnsan en çok
Olduğu hâliyle sevildiğinde çözülür
Çünkü o an
Savunma düşer
Maskeler iner
Zırhlar çatlar
Ve ben
Bu bilinişin içinde
Zırhsız kalmaya razıyım
Hiçbir şey bu kadar bilmedi beni
Ne dualarım
Ne isyanlarım
Ne kendime kurduğum cümleler
Ama sen
Sanki hepsini aynı anda duydun
Eğer bu bir rüyaysa
Bırak sürsün
Sabahı geciktirelim
Eğer bu gerçeğin ta kendisiyse
Bırak bu gerçeğin içinde
Yavaşça eriyelim
Çünkü insan
En çok bilindiği yerde
Evine varır
Ve ben
İlk defa
Bir bakışta
Evimi bulmuş gibiyim.