Icimdeki
İçimdeki Gurbet
İçimde bir gurbet var,
ne uzak ne yakın,
bir şehir gibi,
ama haritası yok.
Adımlarımın izini sürsen bile
bulamazsın,
çünkü o yer
sadece sessizliğimde açılır,
nefesimde parlar.
İçimdeki gurbet,
yabancı değil,
ama tanıdık da değil.
Her his, bir pencere
ve o pencereden bakarken
kendimi bile kaybediyorum.
Bir yolculuk gibi,
ama çıkışı yok.
Bir ev gibi,
ama kapısı sadece bana açık.
Gözlerimi kapattığımda
orada dolaşıyorum,
sessizce, yalnızca.
İçimdeki gurbet
bir özlemdir,
bir hatıradır,
bir suskun dualar denizi.
Ve ben
o denizde yüzerken
kendi kalbimin kıyısına ulaşırım.
Bazen rüzgâr olur
bazen gölge,
bazen bir ışık kırıntısı
bir yıldız gibi düşer içime.
İçimdeki gurbet
ne geçmişe ait
ne geleceğe.
Sadece şimdiye,
ve o şimdi
beni kendimle buluşturur.
Her bakış, her söz, her nefes
orada yankılanır,
her hüzün bir çiçek gibi açar,
her sevinç bir nehir gibi akar.
İçimdeki gurbet,
benim en derin arkadaşım,
en sessiz rehberim.