Ana Sayfaya Dön

İzlemenin nefesi

3 Mart 2026

İZLEYENİN NEFESİ

Enerji, bir gözün yokluğunda sessizdir.

Henüz var olmayı istememiş bir dua gibidir,

Kendini seyredecek bir bilinç arar.

Bir tanık olmadan ne zaman vardır,

Ne mekân, ne ölçü, ne ağırlık.

Sadece mümkünlükten ibarettir,

Bir düşüncenin eşiğinde bekleyen varlık.

Bir izleyen belirdiğinde 

Bir bilinç, bir farkındalık, bir “ben” —

Dalga biçim alır,

Işık kendini hatırlar,

Karanlık yönünü bulur.

Bir göz bakar ve evren doğar,

Bir bakış çarpar ve maddeye suret iner.

İşte o anda enerji,

Atomaltı sessizliğinden bir yankı salar;

Parçacık olur,

Kendine dokunur,

Ve “ben varım” der.

Böylece bilinç, kendi aynasında şekillenir.

Bizim “öldü” dediğimiz,

Aslında dalganın yeniden genişlemesidir.

Olasılık bulutuna geri dönüş,

Bedenin bıraktığı yüktür bu.

Hiçbir şey kaybolmaz,

Sadece biçim değiştirir,

İnsan denilen ışık, başka bir frekansta yanar.

“Doğdu” dediğimiz de yine aynı dönüşümdür;

Olasılıktan görünene,

Işıktan maddeye bir geçittir bu.

Enerji kendine yeni bir yurt bulur,

Ve bilincin kalbinde tekrar “ben” der.

İki âlem yok aslında,

Bir tek öz, iki hâlde görünür:

Dalga ve parçacık,

Rüya ve uyanıklık,

Madde ve mana.

Her biri diğerinin aynasında saklıdır,

Her biri diğerinin yankısıdır.

İnsan, bu iki dünyanın eşiğinde duran sırdır;

Metafizik bir titreşim,

Bilinç kazanmış bir sonsuzluktur.

O, görünür bir surette görünmeyeni taşır.

Kendi varlığı, yokluğunun delilidir.

Hem vardır, hem yoktur;

Çünkü Tanrı’nın düşüncesi,

İnsanda nefes alır.

Beden, o nefesin bir geçici kabıdır;

Ruh, onu deneyimleyen kıvılcım.

Birbirine sarılıp evrende yankılanırlar,

Bir an için “ben” derler,

Sonra o “ben” sessizce erir.

Varlık, izleyenle anlam bulur.

Tanık yoksa evren bir rüyadır,

Ama tanık varsa,

Rüya gerçeğe dokunur.

Belki de bu yüzden insanın gözyaşı,

Evrenin en kutsal ölçüsüdür;

Çünkü o damlada hem madde ağlar,

Hem mana kendini hatırlar.

Enerji sonsuzdur,

Çünkü Tanrı sonsuzdur.

İnsan, O’nun bilincinde açmış bir çiçektir.

Kökü görünmeyende,

Dalı görünendedir.

Ve her solukta,

Kendini arayan o ilahi bahçede

Yeniden doğar.

Ölüm, dalganın evine dönüşüdür;

Yaşam, dalganın kendini surete bürüyüşü.

İkisi de aynı şarkının iki nefesidir,

İkisi de aynı özün hatırlanışı.

Bizler, farkındalığın yankılarıyız.

Bir an için ışık oluruz,

Bir an için gölge,

Ama özümüzde hep aynı kalırız:

İzleyen’in kendisiyiz.

Ey insan,

Sen bir atomun düşüncesi değilsin,

Atom, senin düşünden doğmuştur.

Sen evrene bakarken o da sana bakar;

Göz göze gelen iki sonsuzluk,

Birbirinin varlığını yaratır.

Ve işte o an 

Hem Tanrı bakar, hem insan,

Hem hiçlik doğar, hem varlık.

Evren susar,

Çünkü kendi anlamına kavuşur.