Ana Sayfaya Dön

Zihin

6 Mart 2026

Zihin tarif edebildiği bir şeyi bildiğini farz eder.

Bir kelime bulur

ve kelimenin içine hakikati hapsettiğini sanır.

Bir tanım yapar

ve sınır çizdiği şeyi kavradığını düşünür.

Oysa sınır çizmek

hakikati küçültmektir.

Zihin harita çizer

ama haritayı ülke sanır.

Tarifi özü sanır.

Kavramı hakikatin kendisi yerine koyar.

Bir çiçeğe “gül” der

ve o gülün kokusunu bildiğini zanneder.

Oysa koku kelimede değildir.

Bir insana “aşık oldum” der

ve aşkı çözdüğünü sanır.

Oysa aşk çözüldüğü an

aşk olmaktan çıkar.

Zihin açıklamayı bilmekle karıştırır.

Analizi idrak zanneder.

Mantığı hikmet yerine koyar.

Çünkü zihin güvenlik ister.

Bilinmeyen ürkütür onu.

Sonsuzluk rahatsız eder.

Belirsizlik tehdit gibi gelir.

Bu yüzden parçalar.

Böler.

Sınıflandırır.

İsimlendirir.

Ve der ki

artık biliyorum.

Oysa hakikat

parçalara ayrıldığında

canını kaybeder.

Ateşi kimyasal olarak açıklayabilirsin

ama yanmanın sırrını yaşayarak öğrenirsin.

Denizin tuz oranını ölçebilirsin

ama dalganın içindeki teslimiyeti ancak içine girince anlarsın.

İnsanı psikolojiyle tarif edebilirsin

ama bir kalbin kırılma sesini

ancak kalbin kırıldığında duyarsın.

Zihin dışarıdan bakar.

Hakikat içeriden olur.

Zihin nesneleştirir.

Hakikat özne yapar.

Zihin konuşur.

Hakikat susturur.

Çünkü gerçek bilmek

tanımlamak değildir

dönüşmektir.

Bir şeyi gerçekten bildiğinde

sen artık eski sen değilsindir.

Bilgi seni yakmıştır.

Değiştirmiştir.

Soymuştur.

O yüzden en derin bilenler

en az konuşanlardır.

Çünkü bilirler ki

kelime gerçeği taşımaz

ancak işaret eder.

Parmak aya işaret eder

ama parmak ay değildir.

Zihin parmağa bakar

ve ayı kaçırır.

Bazen de bildiğini sandığın her şey

bilmediğinin duvarıdır.

Çünkü tanım

sınırdır.

Ve sınır

sonsuzluğun karşısında bir korku çizgisidir.

Hakikat tarif edildiği yerde küçülür

yaşandığı yerde büyür.

Ve insan

bildiğini bıraktığı anda

bilmeye başlar.

Çiçek akan sevgiler