Ana Sayfaya Dön

Henuz

6 Mart 2026

Henüz sahne kurulmamışken,

isimler verilmemişken,

oluş ve bozuluş diye bir ayrım doğmamışken

tek bir idrak vardı.

Başlangıç denecek bir eşik yoktu.

Son denecek bir durak yoktu.

Akış yoktu çünkü akacak iki nokta yoktu.

Önce ve sonra diye bir mesafe bulunmuyordu.

Bir tek bütünlük…

Kendi içinde tam,

kendi kendine tanık,

kendi kendini seyreden saf farkındalık.

Ne çoğalan vardı

ne ilerleyen

ne de aşama aşama yükselen bir varlık.

Gelişim dediğimiz şey

parçalı olanın toparlanma hikâyesidir.

Oysa orada parça yoktu ki birleşsin.

Biz şimdi yol diyoruz,

çünkü adım atıyoruz.

Süre diyoruz,

çünkü değişimi ölçüyoruz.

Çokluk diyoruz,

çünkü kendimizi ayrı sanıyoruz.

Ama kökte

ne ayrılık vardı

ne hareket

ne de bir bilinçten başka bir bilince geçiş.

Tek olan

kendi içinde eksiksizdi.

Olgunlaşmaya muhtaç değildi

çünkü eksik değildi.

Bizim yükseliş sandığımız

o bütünlüğün kendini seyretme biçimi sadece.

Bizim çokluk dediğimiz

aynı özün farklı aynalardaki yansımaları.

Bir ayna kırıldığında

öz kırılmaz.

Bir suret silindiğinde

kaynak eksilmez.

Hakikat baştan beri tamdı.

Biz yalnızca

onu adım adım fark ediyoruz.

Ve belki de yolculuk dediğimiz şey

hiçbir yere gitmeyen

ama kendini hatırlayan

bir bakışın derinleşmesidir.

Çiçek akan sevgiler