Allah
Allah seni turap yaptı erenlere,
Toprak bildiğin sırrın eşiğidir meğer…
Ayak altı sandığın o hâl var ya,
Başların secde ettiği makamdır gizliden.
Turap oldun diye hor görme kendini,
Toprak; saklar, büyütür, diriltir…
Bir tohum düşer içine sessizce,
Sen çürüme sanırsın, o diriliştir aslında.
Erenlere yol topraktan geçer,
Yüksekten değil, eğilmekten doğar hakikat.
Kim başını indirirse o kapıya,
İşte ona açılır görünmeyen âlemler.
Allah seni turap yaptıysa
Bir sır yükledi demektir omzuna,
Çünkü en büyük sırlar
En sessiz yerlerde saklanır.
Yağmur sana iner, sen ses çıkarmazsın,
Gök gürler, sen sarsılmazsın…
Ama her damlayı alır bağrına,
Binlerce hayat doğurursun içinden.
İnsan seni çiğner geçer,
Sen yine de bağışlarsın…
Üstünde kin tutmazsın, iz biriktirmezsin,
Her adımı affa çeviren bir kalp gibisin.
Turap olmak ezilmek değildir,
Turap olmak taşıyamayana yük olmamaktır…
Sen yük olmazsın, yük alırsın,
Ve kim bilir kaç yorgunu dinlendirirsin sessizce.
Erenler sana basmaz aslında,
Sana yüz sürerler içlerinden…
Çünkü bilirler,
Hak en çok toprağa yakın olanda görünür.
Nice peygamberler geçti üzerinden,
Nice veliler gözyaşını sana akıttı…
Sen hepsini tuttun, sakladın,
Ve onların izinden güller bitirdin.
Kızıl güller, beyaz zambaklar,
Her biri bir sır fısıldar aslında:
“Toprak olmadan aşk açmaz,” derler,
“Eğilmeyen kalp, kokuyu duyamaz.”
Bir gün sen de anlarsın ey gönül,
Toprak olmak kaybolmak değilmiş…
Aksine, her şeyde var olmanın
En derin, en görünmez hâliymiş.
Benliğin taşını kırdıkça
Turap olur insan yavaşça…
Ve o kırılışların arasından
Nur sızar, kimse görmez başta.
Sonra bir gün
Ne ben kalır, ne sen, ne o…
Sadece bir sessizlik yayılır içeri,
Ama o sessizlik, bin âlemin sesidir aslında.
İşte o vakit
Toprak dile gelir,
Ama kelimeyle değil…
Varlığıyla konuşur.
Ve sen anlarsın—
Allah seni turap yaptı erenlere
Çünkü seni yok etmek istemedi,
Seni her şeyde var etmek istedi…
Artık ne ezilmek korkutur seni,
Ne kaybolmak…
Çünkü bilirsin:
Toprak olan
Aslında en çok kalan olur.