Herseyi
Her şeyi buluşum bu…
Ne aradıysam içimdeydi meğer,
Ne sandıysam dışarıda
Bir gölge gibi geçip gidiyormuş.
Yollar yürüdüm, izler sürdüm,
Kapılar çaldım bir bir…
Ama en son vardığım yer
Hiç ayrılmadığım yer çıktı.
Her şeyi buluşum bu—
Kaybettiklerimin toplamı değil,
Vazgeçtiklerimin doğurduğu bir doğuş.
Elim boşaldıkça doldu,
Sustumça duydum,
Yok oldukça çoğaldım…
Ne garip bir sır bu.
Ben sandığım şey çözüldü içimde,
Bir düğüm gibi yavaşça açıldı…
Ve altında ne korku kaldı
Ne de sahip olma arzusu.
Her şeyi buluşum bu—
Bir anda olmadı,
Bin kırılışın, bin yanışın
Sessizce olgunlaşmasıydı.
Aşk yaktı, dert yoğurdu,
Zaman susturdu beni…
Ve bir gün
Hiçbir şey istemezken
Her şey bana verildi.
Meğer bulmak
Elde etmek değilmiş,
Kendinden eksiltmekmiş
Ta ki geriye O kalana kadar.
Bir bir döküldü üzerimden
İsimler, sıfatlar, hikâyeler…
“Ben” dediğim ne varsa
Bir rüzgâr gibi savruldu içimde.
Tutunacak dal aradım önce,
Sonra anladım
Tutunmak da bir ağırlıkmış…
Bıraktım.
Bıraktıkça hafifledim,
Hafifledikçe derinleştim,
Derinleştikçe kayboldum,
Kayboldukça bulundum.
Her şeyi buluşum bu—
Bir aynanın kırılması gibi,
Parça parça dağılan benliğin
Her zerrede aynı hakikati göstermesi.
Artık neyi görsem kendim,
Neye dokunsam O…
Ayrılık dediğim şey
Sadece bir hayalin oyunuymuş.
Gözlerim değişti,
Bakışım çözündü…
Artık bakmıyorum,
Bakılan oluyorum sanki.
Kalbim genişledi öyle ki
Bir damla sığarken içine
Şimdi âlemler akıyor taşmadan.
Her şeyi buluşum bu—
Bir sona varış değil,
Sonsuzluğun fark edilişi.
Ne geçmiş kaldı içimde
Ne gelecek bir yük artık,
An dediğim kapıdan
Ebediyet geçiyor sessizce.
Ve ben…
Artık ne arayanım
Ne bulan,
Ne yolcuyum
Ne de varılacak yer.
Sadece bir akışım
Kendi kendine var olan,
Kendi kendine tamam olan.
Her şeyi buluşum bu—
Bir cümleye sığmaz,
Bir kalbe bile ağır gelir bazen…
Ama susunca anlaşılır.
Çünkü en büyük hakikat
Söylenmez,
Olunur…