Ask
Aşk kendini sever oldu, müjde…
kendi aynasında kendine secde eden bir nur gibi
kendi yüzünde kendi sonsuzluğunu seyrediyor şimdi.
Bir damla düştü kalbime,
ama o damla değildi—
uçsuz bucaksız bir denizin habercisiydi,
ve ben o damlada boğulmayı seçtim.
Müjde…
gökyüzü içime katlandı bu gece,
yıldızlar damarlarımda dolaşıyor,
her biri başka bir sır fısıldıyor kanıma.
Aşk kendine döndü,
bir gülün kendi kokusuna sarılması gibi,
bir ateşin kendi közünde yanması gibi,
kendi kendine yeten bir mucizeye dönüştü.
Artık ne kapı var ne eşik,
ne dışarısı kaldı ne içeri—
her yön aynı merkeze akıyor,
her yön aynı isimle çağrılıyor.
Müjde…
ayrılık dediğin o uzun hicran
bir rüyanın ince perdesiymiş meğer,
dokundum ve dağıldı,
inandım ve yok oldu.
Bir aynayım şimdi,
ama yansıttığım bir başkası değil—
gören de benim, görünen de,
bakışın kendisi de.
Aşk kendini sever oldu, müjde…
bir çiçeğin kendi öz suyunda açması gibi,
toprağın kendi kokusuna sarılması gibi,
yağmurun kendi sesine düşmesi gibi.
İçimde bir bahar var ki
mevsimi yok, zamanı yok,
her an yeniden doğuyor
her an yeniden ölüyor.
Ve ben…
bu doğumla ölüm arasında
bir nefeslik bir sır oldum.
Müjde…
artık aramak bir yük değil,
çünkü aranan hep buradaymış,
kalbimin en kuytu yerinde
sessizce beni bekliyormuş.
Bir kuş uçtu içimden
kanatlarında sonsuzluk taşıyarak,
nereye konduysa
orası “ben” oldu.
Aşk kendini sever oldu, müjde…
benim adım silindi bu hikâyeden,
yerine tarifsiz bir huzur yazıldı.
Artık ne söylemek isterim
ne de susmak—
çünkü her hâl bir dil oldu,
her an bir zikir.
Müjde…
ben kayboldum sandım
ama kaybolan sadece sınırlarımış,
geriye kalan
uçsuz bir varlık denizi.
Ve şimdi…
bir damla gibi değil,
bir okyanus gibi atıyor kalbim.
Aşk kendini sever oldu, müjde…
ve ben
o sevginin içinde
adsız, sınırsız, sonsuz
bir yankıya dönüştüm.