Bugun
Bugün başka, bambaşkayım
Aşkın önünde eğildim…
Ne bir secde bu, ne de bir yenilgi,
Sadece kalbim diz çöktü hakikatin eşiğinde.
Sanki içimde bir kapı açıldı bugün,
Daha önce hiç girmediğim bir odaya girdim.
Duvarları dertle örülmüş,
Ama tavanından rahmet sızan bir oda bu…
Belki yalanız, belki gerçeğin ta kendisi,
Kim bilir hangimiz rüya, hangimiz uyanık?
Ama bir şey var ki inkâr edemem:
Aşk, yalanı da gerçeğe benzetiyor bazen.
Bir bakıyorum, her şey geçici—
Bir bakıyorum, içimdeki his sonsuz…
İşte o arada kalmışlıkta
Ben, kendimi kaybedip seni buluyorum.
Çaresizim dedim ya…
Meğer çaresizlik de bir kapıymış,
İnsan en çok çıkışı kalmadığında
Hakikatin kapısını çalarmış.
Dertlere gark oldum sandım,
Oysa dertler beni yoğuruyormuş,
Bir çamur gibi ezilip şekil alırken
İçimden başka bir ben doğuyormuş.
Her acı bir harfmiş meğer,
Her kırılış bir kelime…
Ve aşk, bu harflerle yazıyormuş
Kalbimin gizli kitabını.
Biz meğer bir okuldaymışız—
Adı aşk olan,
Sınavı ayrılık,
Dersi sabır,
Ödevi teslimiyet…
Öğretmeni görünmez,
Ama her an içimde konuşan bir ses var:
“Dayan,” diyor,
“Bu yanış boşuna değil…”
Ve ben bugün anladım—
Aşk, sadece sevmek değilmiş,
Aşk; yanarken şikâyet etmemek,
Kırılırken bile güzelliği görebilmekmiş.
Eğildim bugün, evet…
Ama bu eğiliş bir çöküş değil,
Bir yükselişin başlangıcıymış aslında.
Çünkü aşkın önünde eğilen baş
Hiçbir kulun önünde eğilmezmiş,
Ve kalbini aşka veren kişi
Artık kendine bile ait değilmiş…
Bugün başka, bambaşkayım—
Ne tam varım, ne de yok,
Ama ilk defa bu kadar gerçeğe yakınım.
Ve eğer bu bir okulsa…
Bırak, dertler artsın,
Bırak, gözyaşım çoğalsın,
Yeter ki sonunda
Aşkın kendisi olayım…