Kizil
Kızıl güllere hep sevda yazılır,
Her yaprağı bir sır, her dikeni bir imtihan…
Kokusu vuslat gibi sarhoş eder insani Ama dokunan bilir—kanamadan açılmaz o kapı.
Onlar her gelişinde deli gelir bu dünyaya,
Gözlerinde ateş, dillerinde aşkın adı…
Bir gülü görünce kendini unutanlar var ya,
İşte onlar hakikatin ilk eşiğinde duranlar.
Deli derler onlara
Çünkü aklın ölçüsü yetmez kalbin taşkınlığına,
Çünkü hesap bilmezler,
Severler… sadece severler, karşılıksız, hesapsız.
Ama bir zaman gelir,
Aynı deliler bir sessizliğe bürünür…
Söz azalır, bakış derinleşir,
Ve içlerinde bir şey olgunlaşır gizlice.
İşte o vakit…
Deli gelenler, veli gider bu dünyadan.
Çünkü anlarlar artık
Gül sadece gül değildir,
Sevda sadece sevda değil…
Her şey, O’ndan bir işaretmiş.
Kızıl güllerin rengi boşuna değil,
Her biri kalpten damlayan bir hakikatin nişanı.
Ve o güle uzanan her el
Bir yolculuğa çıkar farkında olmadan.
Kimisi kokusunda kaybolur,
Kimisi dikeninde uyanır…
Ama kim aşkın kapısından girdiyse
Artık eski haliyle kalamaz.
Güller susar, ama anlatır
Dikenleri konuşur, ama yakar.
Ve aşk…
Her gelişte bir deli doğurur,
Her gidişte bir veli uğurlar bu dünyadan.
Sen de eğildiysen o güle bugün,
Bil ki artık dönüş yok
Ya yanacaksın bu ateşte,
Ya da o ateşin kendisi olacaksın…