Ana Sayfaya Dön

Fark

20 Mart 2026

Fark ettiğini fark ettiğin o an

bir an değildir aslında

zamanın kendi üzerine kıvrıldığı

kendini seyretmeye durduğu

esrarlı bir eşiğin adıdır

Ne saat işler orada

ne takvim yaprakları düşer

Bir duruş olur sadece

ama öyle bir duruş ki

içinde bütün hareketler erir

bütün sesler susar

bütün isimler kendini unutur

Sen “ben görüyorum” dersin önce

bir çocuğun ilk aynaya bakışı gibi

Gördüğünü sanırsın

bildiğini sanırsın

tuttuğunu sanırsın hakikatin ucundan

Ama sonra

çok ince bir sarsıntı gelir içinden

“Gören kim”

İşte o soru

bir kapı değil

bir uçurumdur

Düşmeye başlarsın

ama aşağı değil

içe doğru

Kat kat çözülür kimliklerin

isimlerin dökülür üstünden

eski bir elbise gibi

Sana ait sandığın her şey

bir bir senden ayrılır

Sesin gider

yüzün gider

hikâyen gider

hatıraların bile seni bırakır

Ve sen

hiç bilmediğin bir açıklıkta

kendi yokluğuna değersin

Orada fark edersin

fark ettiğini fark eden

o ince gölgeyi

O da sensin sanırsın önce

Ama biraz daha bakınca

onun da bir düşünce olduğunu görürsün

Bir yankı

bir titreşim

bir “ben” alışkanlığının

son kıvranışı gibi

Ve işte o an

en derin kırılma olur

Farkındalık bile

kendini bırakır

Ne fark eden kalır

ne fark edilen

ne de farkındalığın adı

Sadece

sınırsız tarifsiz

hiçbir yere ait olmayan

ama her şeyin özü olan

bir varlık sessizliği kalır

O sessizlikte

ne arayan vardır

ne bulunan

Ne yol vardır

ne yolcu

Ne vuslat vardır

ne hicran

Çünkü bütün ayrımlar

orada kendini yutmuştur

Ve yine de

o boşluk boş değildir

Bir sıcaklık yayılır derinden

adı konulamayan bir yakınlık

sanki her şey

kendine sarılıyormuş gibi

Bir çiçeğin açışı gibi değil

çiçeğin açtığını fark eden

o saf bilinç gibi

Ama o bile değil

Daha öncesi

daha içi

daha kökü

Farkında olmanın farkına varmak

bir zirve değildir

bir son hiç değildir

Bilakis

her sonun çözüldüğü

her başlangıcın doğduğu

isimsiz bir kaynaktır

Oraya varılmaz

Çünkü oradan hiç çıkılmamıştır

Sen aradığını sandıkça uzaklaşırsın

bıraktığında ise

zaten içinde olduğunu anlarsın

Ve bir gün

ne zaman olduğu bilinmez

nasıl olduğu da

Gözlerin bakar

ama bakan yoktur

Kalbin atar

ama atan yoktur

Sözler dökülür

ama söyleyen yoktur

Her şey olur

ama olan yoktur

İşte o hal

farkındalığın bile secde ettiği

o derinliktir

Ve orada

hiçliğin tahtında

sessizce oturan bir sır vardır

Ne “ben” der

ne “O” der

Ama her şeyi

kendisi olarak yaşar

Ve sen

artık sen değilsindir

ama hiç bu kadar

gerçek olmamışsındır