Ana Sayfaya Dön

Gorunmuyenin

6 Mart 2026

GÖRÜNMEYENİN NİŞANESİ

Başlangıcı yoktu O’nun,

çünkü başlangıç dediğin şey

zamanın kapısında bekleyen bir gölgedir.

O ise

ne kapıya sığar

ne gölgeye.

Varlığın bütün dilleri sustuğunda

sessizliğin içinde bir nefes dolaşır.

İşte o nefes,

duyulmadan duyulan

bilinmeden sezilen

dokunulmadan hissedilen

o kadim çağrıdır.

İnsan sorar:

“Nerededir?”

Oysa soru bile

O’nun içinde doğar.

Bir çiçeğin açmasında,

bir yıldızın sönmesinde,

bir annenin çocuğa bakışında

aynı sır dolaşır.

Ama kimse onu tam yakalayamaz.

Çünkü O

görünür olduğunda

insan aklı onu bir şekle giydirir.

Şekle giren her şey

insanın zannına düşer.

İnsan gördüğünü gerçek sanır,

oysa gördüğü

sonsuz denizin sadece

avuç içindeki damlasıdır.

Deniz

avuçta tutulmaz.

Ne zaman ki

göz gördüğüne güvenmeyi bırakır,

kalp bilmediğine teslim olur,

işte o zaman

görünmeyenin kapısı aralanır.

Bir an gelir

her şey silinir.

İsimler gider,

sıfatlar gider,

bilgiler gider.

Geriye sadece

derin bir hayret kalır.

O hayret ki

aklı diz çöktürür.

İnsan o vakit anlar:

Bilmek sandığı şey

sadece bir işaretti.

Gerçek

işaretlerin ötesindeydi.

Dağların sessizliğinde,

gecelerin karanlığında,

kalbin en ıssız yerinde

bir hakikat yürür.

Ama o yürüyüş

gözle görülmez.

Bir çocuk güler,

bir ihtiyar dua eder,

bir aşık ağlar.

Aynı sır

üçünde de dolaşır.

Bir bakarsın

evren dediğin şey

tek bir nefes olur.

Bir bakarsın

o nefes bile

sükûta karışır.

İnsan o zaman anlar:

Görünenler

sadece bir perdeydi.

Perde kalkınca

ne görülen kalır

ne gören.

Sadece

sonsuz bir derinlik…

Ve o derinliğin içinde

kendini kaybeden kalp

ilk defa

gerçek huzuru tadar.

Çünkü hakikat

kendini gösterdiğinde

zihin konuşamaz.

Ama gizlendiğinde

kalp onu aramaya başlar.

İşte insanın bütün yolculuğu

bu arayıştır.

Bir damlanın

denizi hatırlaması gibi.

Bir kıvılcımın

güneşi özlemesi gibi.

Bir kulun

sonsuzluğu hissetmesi gibi.

Ve belki de

bütün varlık şu yüzden vardır:

Bir kalp

görmediği sevgiliyi

aramayı öğrensin diye.

Çünkü arayan kalp

bir gün anlar:

Gizlenen

hiçbir zaman uzak değildi.

O

her zaman

en yakın yerdeydi.

Kalbin

henüz bilmediği

o derin noktada…