Ana Sayfaya Dön

Her

20 Mart 2026

Her şeyle birliğini hisset…

dedi içimde yankılanan o eski ve kadim çağrı

ne zamana ait ne mekâna

sanki ezelden beri beni bana hatırlatan bir sırdı

bir taşın sessizliğinde oturdum

suskunluğu bana kendimi anlattı

ne kadar konuşsam da

aslında hep o susan bendim

bir kuş geçti göğsümden

kanadı kalbime değdi

uçan o muydu, ben miydim

yoksa uçuşun kendisi miydik biz

rüzgâr geldi, saçlarımı değil

benliğimi dağıttı

tuttuğum ne varsa savurdu

ve dedi ki: tutma… zaten sensin

bir damla suyu dudaklarıma götürdüm

içen kim, içilen ne

bir an durdu zaman

ve su, suyu içti sessizce

toprağa bastım çıplak ayakla

sandım ki ben üstündeyim

oysa o beni taşıyan değil

benden kendini yürütendi

gökyüzüne baktım uzun uzun

mavi dediğim şey çözüldü

derinlik sandığım boşluk

içimde açılan bir kapıydı

ve ben…

ben dediğim ne varsa bıraktıkça

her şey bana yaklaşmadı

ben her şeyde kayboldum

artık bir ağaç yalnız değildi

çünkü kökü bendim

bir nehir akmıyordu

çünkü akış bendim

dağlar susmuyordu

onların dili bendim

gece karanlık değildi

örtünen bendim

yıldızlar uzakta değildi

parlayan bendim

güneş doğmuyordu aslında

uyanış bendim

bir çocuk güldüğünde

içimde bir kapı açıldı

bir yaşlı ağladığında

aynı gözden yaş süzüldü

acı dediğim, benim değildi

sevinç dediğim de

hepsi aynı okyanusun

farklı dalgalarıydı

ve o an anladım

birlik, bir şey olmak değilmiş

her şeyin kendinde

kendi oluşunu bırakmakmış

yakınlık yok oldu sonra

çünkü uzaklık hiç yoktu

arayış söndü

çünkü arayan da yoktu

ne varlık kaldı

ne yokluk

ne başlangıç

ne son

sadece…

kendini kendinde bilen

kendiyle oynayan

kendiyle konuşan

tek bir hakikat

ve ben artık demiyorum

çünkü diyen yok

ama eğer bir söz kalacaksa

rüzgârın dilinden düşen şu olsun:

her şey sensin

ve sen…

hiçbir şey olmadan

her şeysin…