Perde
Perdenin ardında kimse yoktu
Perde de yoktu aslında
Açılan ve kapanan göz
kendi karanlığında parlayan bir ışıktı
Evren dediğin
bir nefesin buharı
Buhar dağıldığında
nefesi üfleyen de görünmez olur
Zaman
kendi kuyruğunu ısıran bir yılan
Mekân
hiçliğin içine çizilmiş daire
Sanırsın ki “ben” yürür
Oysa adımlar
yürüyenin kendini aramasıdır
Bir kalp atar
Ama kalp dediğin
sonsuzluğun iç titreşimi
Bir zihin düşünür
Ama düşünce
kendini seyreden aynanın parıltısı
Hiç kimse sahneye çıkmadı
Rol yazılmadı
Oyun, oyuncusuz başladı
oyuncusuz bitti
Çünkü varlık dediğin
tek bir hakikatin
kendi üzerine kapanıp
kendini çoğaltma yanılsamasıydı
İçeride başka yok
Dışarıda başka yok
Bir olan
kendi yankısında çoğul görünür
Ve en zor olan şudur
Ayrı sandığın her şey
aynı nefesin kıvrımıdır
İtiraz eden de O
ikna olan da O
soru soran da O
susup dinleyen de O
Sonunda geriye
hiçbir isim kalmaz
hiçbir yüz
hiçbir iddia
Yalnızca
kendine yeter bir varoluş
kendini bilmek için
kendine eğilmiş bir bilinç
Ve sen
o bilinçte eriyen bir dalga değil
dalganın su olduğunu hatırlayan sessizliksin.