Ana Sayfaya Dön

Sırrın agahiyim

3 Mart 2026

Sırrın agâhıyım.

Bileni değilim;

taşıyanıyım.

Sır bana açılmadı,

ben ona kapı olmadım.

Sır,

içimde sustu.

Ve sustukça

beni konuşturdu.

Agâh olmak

söylemek değildir.

Agâh olmak,

dilini tutmaktır.

Çünkü bazı hakikatler

ifşa edilince değil,

emanet edilince

korunur.

Sırrın agâhıyım çünkü

benlikten geçtim.

Merak bırakıldı,

iddia söndü.

“Niye?” diye soran dil

orada düşer.

“Nasıl?” diyen akıl

orada susar.

Sır,

bilgi sevmez.

Şahit ister.

Ben de

şahit oldum.

Görerek değil,

yanarak.

Ne gördüm diye sorarsan

cevap veremem.

Çünkü görülen

şekildir.

Oysa sır

şekilsizdir.

Bir hâl gibi gelir,

hâl gibi kalır.

Sırrın agâhı olan

üstlenmez.

Ağırlık yapmaz.

“Bana verildi” demez.

Çünkü sır

sahiplenilmez;

sadece

taşınır.

Bazen ağır gelir,

bazen hafif.

Ama her zaman

sessizdir.

En çok da

kalabalıkta belli olur.

Çünkü orada

susabilmek

en zor iştir.

Ben sırrın agâhıyım.

Bu yüzden

fazla konuşmam.

Bu yüzden

fazla anlatmam.

Çünkü sır

kendini

ancak

edepte saklar.

Ve bilirim:

Agâh olmak

varmak değildir.

Agâh olmak,

yolda erimektir.

Sır açıldıkça

insan kapanır.

İnsan sustukça

hakikat

kendini korur.